Doktor Hatalarında Hukuksal Süreç ve Uzman Görüşünün Önemi

Tıp tekniğinin gelişmesi ve hizmetin yaygınlaşması ile birlikte sunulan hizmetin tıp kurallarına uygunluğu, yürütülen tedavi sürecinde doktor hatası olup olmadığı da hasta/hasta yakınları tarafından sorgulanan bir konu haline gelmiştir.

Doktor hatası olduğu düşünülen bir vakada, hasta/hasta yakınlarınca oluşan zararın tazmin edilmesinin istenmesi aşamasında olay hukuk düzenin konusuna girmektedir.

Doktor hatası olgusu gerçekleşmesi durumunda, söz konusu uygulama aynı zamanda Türk Ceza Kanunu anlamında suç sayılan eylemlerden olduğundan ilgilinin cezalandırılması için ceza davası açılabileceği gibi, oluşan maddi ve manevi zararın parasal olarak tazmini amacı ile hukuk davası da açılabilmektedir.

Hasta/hasta yakınının öncelik ve beklentilerine göre açılacak davanın niteliği değişkenlik gösterebilmektedir.

Hukuk düzeni; ilişki koşulu (hasta hekim arasındaki sözleşme), eylem (zarara neden olan hatalı uygulama), zarar (hatalı uygulamanın hastada meydana getirdiği istenmeyen durum), kusur (sağlık sunucusunun özen yükümlülüğüne, tıp tekniğine ve en geniş anlamda hukuka aykırı davranmış oluşu) ve nedensellik bağı (oluşan zarara doktorun kusurlu eyleminin sebebiyet vermesi) kriterlerini değerlendirerek, bir sonuca varmaktadır.

Hasta bakımından istenmeyen sonuç kimi zaman hastanın kendisinden kaynaklı nedenlerle gelişebilmekte iken kimi zaman yürütülen tedavi seyrindeki hizmet sunucusu hatalarından dolayı gelişebilmektedir. Tedaviyi üstlenen doktorun gerçekten istenmeyen durum karşında sorumluluğu bulunup bulunmadığının, olayın hukuksal zemine taşınması aşamasında netleştirilmesi gereklidir.

Her davada olduğu gibi bu tip davalarda da, yürütülen tedavi sürecinde doktor hatası olduğunu iddia eden taraf bunu delillendirerek iddiasını ispatlamalıdır.

Delillerin son değerlendirmesi kararı verecek hakimce yapılmakla birlikte, hakime vereceği kararda yol gösterecek en önemli argüman dosya kapsamında konunun irdelenmesinin yapıldığı teknik değerlendirme içeren raporlardır.

Tam da bu noktada, hukuksal süreçte somut olayın aydınlanmasını sağlayan en kritik aşamanın, konunun detayları ile değerlendirildiği bilirkişi raporları/uzman görüşleri olduğu gerçeği ortaya çıkmaktadır.

Doktor hatası iddiaları ile açılan hukuk ve ceza davalarında, savcı ve hakimlerce deliller toplandıktan sonra dosya bilirkişi heyetlerine gönderilerek konunun değerlendirilmesi istenmekte; mahkemece verilecek karar çoğu zaman dosya kapsamında aldırılan bilirkişi raporu ile uyumlu olmaktadır.

Doktor hatası iddiası ile suç duyurusunda bulunacak ya da tazminat davası açacak tarafın elinde konuya ilişkin tıbbi değerlendirmenin olduğu bir raporun bulunması, olayın seyrine yön vererek sürecin hızlanmasına katkı sunacaktır.

Bu duruma ek olarak, devam etmekte olan doktor hatası konulu davalarda mahkemece aldırılmış bilirkişi raporlarında çelişki, eksik değerlendirmeler olabilmekte ve her davada en az bir tarafın çıkarları, aldırılan raporla örtüşmemektedir.

Bahsedilen rapor sonrası taraflarca mahkemeden yeniden rapor aldırılması talep edilebilir, bu konuda takdir mahkemeye ait olup gerek duyulması halinde mahkemece ek rapor istemi ile dosya yeniden bilirkişiye gönderilebilecektir. Mahkemenin ek rapor istemesi, ilk raporda eksiklik ya da çelişki olduğuna ikna olması halinde mümkündür.  İlk raporda eksiklik olduğunun düşünülmesi halinde  taraflarca temin edilecek uzman mütalaaları ile  devam etmekte olan davalardaki eksikliklerin düzeltilmesi konusunda somut verilerle iddialar desteklenebilecektir.

Yargılama usullerine ilişkin kuralları belirleyen Ceza Muhakemeleri Kanunu (CMK) ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) uyarınca, tarafların uzman mütalaası (özel bilirkişi raporu) alarak mahkemeye sunmaları mümkündür.

CMK madde 67/6: Cumhuriyet savcısı, katılan, vekili, şüpheli veya sanık, müdafii veya kanunî temsilci, yargılama konusu olayla ilgili olarak veya bilirkişi raporunun hazırlanmasında değerlendirilmek üzere ya da bilirkişi raporu hakkında, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler.

HMK madde 293/1: Taraflar, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilirler.

Taraflarca alınarak mahkemelere sunulabilecek özel bilirkişi raporlarının sonuca etkili olabilmesi için;  söz konusu raporlamanın konusuna yetkin, objektif değerlendirme yapabilecek niteliklere sahip uzman kişilerce yapılması gereklidir.

Meydana gelen zararın sorumlusunun ve sorumluluk oranının tespiti yine bu tür davalarda irdelenmesi gerekli başka bir husustur.

Doktor hatası iddiası ile açılan davalarda, tedavinin birden fazla doktor veya sağlık merkezi tarafında uzun zamana yayılan süreçte gerçekleştirilmesi de sık karşılaşılan durumlardandır. Uyuşmazlık konusu olayda doktor hatasının olup olmadığı,  varsa hangi aşamada gelişmiş olduğu, kimin hangi oranda sorumlu olduğunun tespiti, davanın seyri bakımından önem taşımaktadır.

Hastada gelişen istenmeyen durumun sebebi kimi zaman doktor uygulaması, kimi zaman sağlık personeli uygulaması, kimi zaman da hastane/tıp merkezi organizasyonundaki aksaklıklardan kaynaklanabilmektedir.

Aynı doğrultuda, hasta bakımından gelişen istenmeyen durumlar olayın özelliklerine göre tıp tekniğinde izin verilen risk kapsamında değerlendirilerek, olağan kabul edilebilmektedir.  Tüm bu hususların aydınlatılması maddi gerçeği ortaya çıkacaktır.

Doktor hatası iddiasına dayalı hukuksal girişimlerde her olayın gelişim süreci birbirinden farklıdır. Nihai hukuksal değerlendirme mahkeme tarafından yapılmakla birlikte mahkemenin sonuca ulaşması dosya kapsamındaki deliller ve teknik değerlendirmelerle mümkün olabilmektedir.

Yapılan açıklamalar ışığında; hukuksal süreçte istenilen sonuca ulaşılma noktasında, tarafların da katılım göstererek dosyayı şekillendirmesinin yadsınamayacak önemde olduğu anlaşılmaktadır.

Toplam Sayfa Gösterimi: 1021